Odessa – Katakomblar

Odesa’nın en merkezi noktası olan Opera Binası önünde elinde broşürler ile size katakomb turu hakkında bilgi vermek isteyen kişilere kulak vermelisiniz.

Katakomblara giriş ücreti kişi başı 250 grivna/ 30TL, İngilizce konuşabilen bir tur rehberi için de grupça 500grivna/ 60TL ödedik. Yani kişi başı ortalama 40-50TL gibi bir ücretle katakombları gezebilirsiniz.

Turu ayarlayan kişi size Opera Binası’nın önünden taksi ayarlıyor. Opera Binası’ndan Katakombların girişine gitmek için grupça 50grivna/6tl ödedik.

Odesa yer üstünde kurulu bir şehir gibi gözükse de, yer altında da apayrı bir dünyaya ev sahipliği yapıyor. Tam 2.500 km uzunluğundaki sığınaklar ve koridorlardan oluşan yer altı dünyası “Katakomblar” olarak adlandırılmış. Odesa’dan Paris’e gitmek için 2.138 km yol almak gerektiğini düşünürsek nasıl inanılmaz bir yapı olduğunu kafanızda canlandırabilirsiniz 🙂

Yeraltında ilerlerken telefonumu düşürme korkusu ile çekebildiğim videoları aşağıdaki tek videoda derledim 🙂

Katakomb girişleri genelde kamufule edilmiş noktalar oluyormuş. Bir evin bahçesi, garajın içi veya depo kapısı bile katakomblara açılan bir kapı olabilirmiş. Biz turumuza bu depo girişi görünümlü yerden başlıyoruz.

IMG_6431.JPG

Tur yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Giriş yaparken size bir baret bir de el feneri veriliyor. İçerisi zifiri karanlık ve koridorlar zaman zaman alçalıp yükseliyor. O yüzden bareti çıkarmamanız ve gruptan ayrılmamanız konusunda sıkı sıkı tembihleniyorsunuz 🙂

Hatta koridorlardan birinin ismi “KORRIDOR SUPER-MARIO” olarak adlandırılmış. Çünkü kafanızı çarpmadan geçme ihtimaliniz yok gibi 🙂

IMG_6408.JPG

Yol üzerindeki birçok kapı sıkı sıkıya kapatılmış. Çünkü zamanında evsizler hatta bazı turist gruplarında merakına yenilerek gruptan ayrılıp diğer kısımlara geçerek kaybolan, günler hatta haftalar sonra cansız bedeni bulunabilen insanlar olduğu için başka bir alana geçmeniz hemen hemen imkansız kılınmış.

IMG_6390.JPG

O dönemlerde hemen hemen herkesin bir gaz maskesi bulunuyormuş. Bakkaldan ekmek alır gibi, ne yazık ki insanlar da gaz maskesi satın alıyorlarmış 😦

IMG_6403.JPG

IMG_6392.JPG

Sığınaklara gidilmesi gereken durumlar (savaş durumları, nükleer silahlar, salgın hastalıklar vb.) çeşitli şekilde halka bildiriliyormuş. Örneğin; radyoda anons geçilmesi, arabalar ile bildirilmesi, camın tıklatılması gibi gizli ya da gizli olmayan saklanma durumlarında farklı bildirim yolları izleniyormuş. İnsanlar evlerini terkederken tüm elektrik sistemlerini kapatır ve yanlarına en az 3 gün kendilerini idare edebilecek kadar yiyecek-içecek alırlarmış. Çünkü aşağıda ne kadar kalmaları gerekeceğini bilmiyorlarmış.

Turun bir kısmında ise şöyle bir inanılmaz deneyim de yaşatılıyor; herkes fenerlerini kapatıyor, hiçbir ışık sızıntısı olmayan ve %100 sessizliğin olduğu bir ortam oluşuyor. Gerçekten inanılmaz bir deneyimdi. Göz ışıktan yansıyan ışınlar ile cisimleri görebilmemizi sağladığı için bu zifiri karanlık ortamda karanlıktan başka hiçbir şey görememek ve çıt çıkmayan o sessizlikte kulağınızın uğuldadığını duymak kesinlikle tadılması gereken bir deneyim.

Yürüdüğünüz yolun bazı kısımlarında rehber sizi sıkı sıkı uyarıyor. “İleride su birikintileri var ancak su o kadar berrak ki ayırt etmek çok zor o nedenle sadece benim bastığım yerlerden ilerleyin yoksa suya düşersiniz.” diye. Suyu görene kadar abarttığını düşünmüştüm. Alttaki fotoğrafta sağ kısım tamamen suyla kaplı mesela ama o kadar berrak ki ayırt edilemiyor.

IMG_6407.JPGIMG_1131.JPG

Bazı olağanüstü durumlarda çok sayıda insanın çok küçük bir alanda bir hafta-on gün saklanması gerekmiş. Mesela zehirli bir gaz atılması durumunda ya da salgın bir hastalık halinde. Bu gibi durumlarda insanlara 50cm’lik alanlar verilmiş ve insanlar bu alanlarda yeme, içme, uyuma gibi tüm faaliyetlerini görmek zorundaymış. Hava yetersizliği içinde aşağıdaki fotoğraftaki gibi hava boruları inşa edilmiş. İnsanlar sıra ile bu alanlara girip birkaç dakika temiz hava aldıktan sonra yerini bir sonraki insana devrediyormuş.

IMG_6395.JPG

İyileştirici bir etkisi olmasa da plasebo etkisi yaratan, insanları psikolojik olarak rahatlatmak adına herkese standart aşılar dağıtılırmış.

IMG_6404.JPG

Turun sonunda ise yer altında saklanan insanların ısınmak için kendilerinin yaptığı içkiler gösteriliyor. Vişne, kayısı hatta biberden bile içkiler yapıyorlarmış. İsterseniz bir yudum tatma imkanınız da oluyor.

IMG_1134.JPG

Turun sonunda yine karanlık bir ortamda mum ışığında rehberimiz bize yanında getirdiği çaydan ikram etti. Biraz sohbet ettikten sonra tur sona erdi ve yerin altına indiğimiz 132 basamağı geri tırmanarak gün ışığına çıktık.

Odesa’ya giderseniz, mutlaka bu deneyimi yaşayın. Tavsiyemdir! 🙂

Katakomblar hakkında ek bilgi:

  • Katakombların inşaatına 1600’lü yıllarda başlandığı sanılıyor ancak gerçek anlamda sığınakların ve koridorların inşa edilmesi 1800’lü yıllara dayanıyor.
  • Faşist Nazi ve Romanya yönetiminden kaçan partizanlar katakomblarda saklanırlarmış. Uzun süre yer altında kaldıktan sonra yukarı çıktıklarında güneş görmedikleri için beyaz kalan tenleri ve karanlıktan dolayı kızarmış gözleri ile hemen fark ediliyor ve infaz ediliyormuş.

2 comments

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s